Türkiye’de Çocuk Yaşta, Erken ve Zorla Evlilikler - 1993-2018 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları Veri Analizi
Türkiye’de Çocuk Yaşta, Erken ve Zorla Evlilikler: 1993-2018 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları Veri Analizi Raporu Yayımlandı
4 Mart 2021
Halk Sağlığı Bakış Açısıyla Pandeminin Birinci Yılı
Halk Sağlığı Bakış Açısıyla Pandeminin Birinci Yılı
11 Mart 2021

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Dünya Kadınlar Günü 2021

Bu yıl Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü teması olan “Liderlikte Kadınlar: COVID-19 dünyasında eşit bir geleceğe ulaşmak” sloganı ile dünya çapında kadınların ve kızların daha eşit bir gelecek şekillendirme ve COVID-19 salgınından kurtulma konusundaki muazzam çabalarını kutluyor.

8 Mart, kadın sorunlarının özünde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olduğunun, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve kadına yönelik şiddete son verilmesi gerektiğinin dillendirildiği gün olmaya devam etmektedir. COVID 19 Pandemisinde herzaman olduğu gibi hem dünyada hemde Türkiye’de kadın ve kız çocukları en fazla etkilenmektedir. Ne yazıkki toplumsal cinsiyet eşitsizliği pandemi sonucunda daha da artmıştır.

Pandemi dönemleri ülkelerin sağlık hizmet kapasitelerini zorlamakta, cinsel sağlık ve üreme sağlığına (CSÜS) yönelik hizmetler öncelikle sunulması gereken hizmetlerin dışında bırakılabilmektedir. Bu gibi krizlere yanıt verirken, insanların bedensel özerklikleri ve bütünlükleri üzerindeki hakları vurgulanarak, CSÜS hizmetlerinin öncelikli hizmetler arasına alınarak sunulmasının devletlerin yükümlülüğü olduğunun kabul edilmesi çok önemlidir. Kriz durumlarında CSÜS haklarının geri plana itildiği, bu dönemde öncelikle sunulması gereken temel hizmetler içine alınmadığı görülmektedir.

Ülkemiz, cinsel sağlık ve üreme sağlığı haklarını garanti altına alan birçok sözleşmeye taraf olmuş bir ülke olduğu halde, pandemide CSÜS hak ve hizmetlerine ilişkin ulusal mevzuatın getirdiği yükümlülükler ve taraf olunan uluslararası sözleşmelerin getirdiği sorumlulukların yerine getirilmediği görülmektedir. Pandemi öncesi dönemde de CSÜS haklarına ve hizmetlerine erişimde birçok sıkıntı yaşanıyorken, pandemi ile beraber CSÜS hizmetleri durma noktasına gelmiştir.   Ülkemizde de kadın ve kız çocuklarının temel CSÜS hizmetlerine ulaşımlarının azaldığı, hizmet sunumunda kesintilerin olduğu gözlenmektedir. Pandemi dönemindeki evde kalma kısıtlamaları sırasında kontraseptif yöntemlere ulaşamama ve aile içi şiddetin varlığı, istenmeyen gebeliklere neden olabilmektedir. Kadınların; seyahat kısıtlamaları, ev içindeki sorumluluklar, virüs bulaşma korkusuyla sağlık kurumuna gitmek istememe gibi nedenlerle istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için belirlenen yasal sürede sağlık kuruluşuna başvuramadıkları belirtilmektedir. Pandemi döneminde, birinci basamakta aile hekimleri tarafından CSÜS’na yönelik sunulan hizmetler, bebek ve gebe izlemlerine indirgenmiştir. Aile planlaması danışmanlığı, kontraseptif yöntem uygulamaları, meme kanseri, rahim kanseri taramaları gibi CSÜS’na yönelik hizmetler bu dönemde de yapılmamaktadır.

Pandemi döneminde sokağa çıkma yasakları, okulların kapatılması gibi uygulamalarla ev içinde daha fazla zaman geçirilmesi, ekonomik kaygılar, belirsizlikler ve kadınların bakım yükünün artması, ülkemizde de kadına yönelik şiddetin artmasına neden olmuştur.

COVID-19 krizi öncesindeki dönemle karşılaştırıldığında, kadınların işgücü piyasasına katılım oranı ve işletme sahipleri arasındaki payı, erkeklere kıyasla daha düşük bulunmuştur. Pandemiden sonra işini kaybeden kadın oranı, erkeklere kıyasla daha yüksektir. Araştırma sonuçları, COVID-19 salgınının, iş hayatında olan kadın ve erkekler arasındaki toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikleri derinleştirdiğini gösteriyor.

Bu dönemde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetinde arttığını görmekteyiz. Sağlık çalışanlarının büyük kısmını oluşturan kadınların bu nokta da yine mağdur olduğunu bilmekteyiz.

Savunmasız gruplardan olan LGBTI+ bireyler, mülteciler, engelli kadınlar ve gençler de pandeminin en kötü sonuçlarına maruz kalırken ayrımcılık yüzünden daha katlanarak etkilenmektedirler.

COVID pandemisi dışında son bir yıl içerisinde kadınların haklarını koruyan en önemli araçlardan olan  İstanbul Sözleşmesi diye anılan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin etkin bir şekilde uygulanmadığı hatta Sözleşmeden çekilme kararlarının tartışıldığı bir yıl geçirdiğimiz için çok kaygılıyız.

Cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılık yapılmayan, eşitlikçi bir yaşam adına umudumuzu koruyoruz.

Tüm dünyanın “Kadınlar Gününü” kutluyoruz.

Türkçe