Halk Sağlığı Bakış Açısıyla Pandeminin Birinci Yılı
Halk Sağlığı Bakış Açısıyla Pandeminin Birinci Yılı
11 Mart 2021
’KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE BUNLARLA MÜCADELEYE İLİŞKİN AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ’NİN CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİYLE FESHEDİLMESİNE YÖNELİK GÖRÜŞ…
21 Mart 2021

DOWN SENDROMU FARKINDALIK GÜNÜ

Down sendromu bir hastalık değildir. Genetik bir farklılıktır. İnsan vücudunda 23 tanesi anneden, 23 tanesi ise babadan gelen toplam 46 kromozom bulunurken, down sendromlu bireylerde bu sayı üç adet 21. kromozomları olması nedeni ile 47 olmaktadır. 21. kromozomlarının 2 tane yerine 3 tane olması takvimlerde 21 ve 3 rakamını özel kıldığından bu genetik farklılığa vurgu yapacak şekilde Birleşmiş Milletler  her yıl 3. Ayın 21. Günü Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü olarak kabul edilmiştir.

2011 yılında beri tüm dünyada Down Sendromu hakkında toplumsal farkındalık oluşturmak, Down Sendromlu bireylerin ayrımcılığa ve olumsuz tutumlara maruz kalmasını önlemek, erken ve sürekli eğitimin önemine dikkat çekmek ve mevcut çalışma imkanları ile iş sahalarını artırmak amacıyla Down Sendromu Farkındalık Günü kutlanmaktadır.

Down Sendromu tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, bireyin hayatı boyunca devam eden bir  farklılıktır. Ülke, milliyet, sosyo-ekonomik statü farkı yoktur. Ortalama her 700-800 doğumda bir görülür. Dünya genelinde 6 milyon insan bu genetik farklılığı taşımaktadır. Ülkemizde tam bir veri olmamakla birlikte yaklaşık 100.000 Down Sendromlu kişi olduğu tahmin edilmektedir. Gebelik döneminde yapılacak ikili tarama, üçlü tarama ve ayrıntılı ultrason gibi doğum öncesi izlemlerle  saptanabilmektedir. Saptanması halinde de aileye genetik danışmanlık verilmelidir.

Hafif veya orta seviye zihinsel ve fiziksel gelişim geriliğine sebep olur. Down Sendromlu bireyler genel olarak yaşıtlarından daha kısa boylu olurlar ve metabolizmalarının  yavaş çalışması nedeni ile doğru beslenme alışkanlığı edinmezlerse ileri yaşlarda kilo problemi yaşayabilirler. Zihinsel gelişimleri geriden gelmektedir. Bu gerilik yaş büyüdükçe daha belirgin olarak gözükmekte, ama uygun eğitim programları ile Down Sendromlu çocuklar da pek çok başarıya imza atmakta ve toplum hayatı içinde anlamlı hayatlar kurabilmektedirler. Burada düzenli ve disiplinli bir eğitim programı ve bol 
tekrar en önemli faktördür. Erken ve sürekli eğitim ile beraber  down sendromlu bireyler arkadaş edinebilir, okula gidebilir, iş edinebilir, hayatları ve gelecekleri için karar verebilirler.

Down Sendromunu iyileştirecek veya yok edecek bir tıbbi tedavi yoktur. Tek yol eğitimdir. 0-2 ay itibariyle eğitime başlamak son derece önem taşımaktadır. Tüm çocuklar için eğitim doğduğunda başlar. Down sendromlu bebekler diğer bebeklerden daha fazla desteğe ihtiyaç duyarlar. Ama diğer bebekler gibi onlar da ailenin kabullenmesine, sevgisine, iletişimine ihtiyaç duyarlar. Aileler bebeklik döneminde çocuğun gelişimde kilit rol oynamaktadırlar. Bebekle oynamak, konuşmak, şarkılar söylemek, yeterli uyaran almasını ve sosyal ortamlara sokarak farklı çevreleri tanımasını sağlamak önemlidir.

Her çocuk gibi Down sendromlu çocuklar da farklı zeka seviyesine, yetenek ve kişiliğe sahiptirler. Burada kilit nokta çocuğun kapasitesini maksimum düzeyde kullanabilmesi için zamanında ve doğru desteği alabilmesidir. Erken eğitim programları, fizyoterapi, dil terapisi, alternatif terapiler, oyun grupları gibi seçenekler aileler tarafından iyice değerlendirilmeli ve doğru kaynaklara ulaşılarak karar verilmelidir.

Ülkemizde Çocuk Esirgeme Kurumlarında da bulunan down sendromlu çocuklar yuvalardan dışarı çıkartılmalı, sosyalleştirilerek topluma kazandırılmalıdırlar.

Metin Engelsiz Toplum Çalışma Grubu tarafından Prof. Dr. Beyhan Cengiz Özyurt tarafından hazırlanmıştır.

Türkçe