On-line ISSN:2147-155X

En Güçlü Parlayan Yıldızdınız – Server Özgür

26 Kasım 2013, Salı, 10:09 | İz Bırakanlar, Prof.Dr.Doğan Benli | 2.037 kez okundu | 0 yorum
HACETTEPE HALK SAĞLIĞI’NDA EN GÜÇLÜ PARLAYAN YILDIZDINIZ …   Prof.Dr. Servet Özgür   Dr. Doğan Benli ile ilk kez 1973 yılında 8 aylık Asistan Eğitim Kursu’nda tanıştım. O dönemde Etimesgut Eğitim Araştırma ve Sağlık Grup Başkanı idi. En dikkatimi çeken özelliği güven vermesi idi.  Yönetimi ve hizmetin ve personelin denetimini çok iyi biliyordu. Kurs sonunda […]

HACETTEPE HALK SAĞLIĞI’NDA EN GÜÇLÜ PARLAYAN YILDIZDINIZ …

 

Prof.Dr. Servet Özgür

 

Dr. Doğan Benli ile ilk kez 1973 yılında 8 aylık Asistan Eğitim Kursu’nda tanıştım. O dönemde Etimesgut Eğitim Araştırma ve Sağlık Grup Başkanı idi. En dikkatimi çeken özelliği güven vermesi idi.  Yönetimi ve hizmetin ve personelin denetimini çok iyi biliyordu.

Kurs sonunda (1974’de) o dönem eğitim gören asistanlardan en çok nüfuslu olan Sincan Sağlık Ocağı’na atanan ben oldum. Dr. Fulya Tanyeri ile aynı anda başladık. Neden beni bu en kalabalık nüfuslu sağlık ocağına atadıklarını hiç sorgulamadım. Herhalde görev adamı olduğumu birileri ( büyük olasılıkla Doğan Hocam) anlamıştı.

Sincan’daki 1979’a kadar süren görevim sırasında bana karşı hep sabırlı olmuştur. Çünkü benim mükemmeliyetçi bir yönüm var. Bu yüzden zaman zaman çok gergin oluyordum. Ama o benim samimiyetimden ve görev adamı olmamdan hiç kuşku duymadı, sabırla dinledi ve hep destekledi.  Bu desteği ömrüm boyunca hissettim, hala da hissediyorum.

Onun anlattığı yönetimin canlı yönünü ve denetim yöntemlerini ömrüm boyunca uyguladım. Tabii, ülkemizde genelde denetimi bilen ve adilane uygulayan yönetici istenmediği için biz her yerde yönetimden uzak tutulmaya çalışıldık. Oysa denetimi bilen ve adilane uygulayan insanlar, yönetimin etkinliğini arttırarak “alanındaki çağdaş bilimsel gelişmeleri halka yansıtmak – maletmek” gibi önemli bir işlevi yürütürler ve bilimin ışığını ülkeye yayan insanlardır.

Bunun tarihte pek çok örneği var. Ben Doğan Bey’le yaşadığımız bir örneğini sizlere anlatmak istiyorum.

1980 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’ne öğretim görevlisi olarak atandım. Uzun uğraşlardan sonra Ulaş Eğitim Araştırma Sağlık Grup Başkanlığı’nın protokolünü Bakanlık Müsteşarı’na ve Dekanımıza imzalattım. 1981 yılında bir gün Sağlık Müdürlüğü’ne Bölge’deki ebeler için aşı nakil kabı ve aşı istemeye gittim.  Ebeler için aşı nakil kabı diye bir olay Sivas’ta duyulmamıştı, ellerinde yoktu. Benim istediğim aşıları da bana plastik poşetler içinde, buz bile koymadan, vermeye kalkıştılar. Almadım. Aşıyı nerede sakladıklarını sordum. Bodrum kattaki odalardan birinde duvarlara dayanmış çelik raflar üzerine koyduklarını gidip bizzat gördüm.

Daha önce müdürlüğün giriş kapısının yan tarafında vitrin tipi büyük bir buzdolabı görmüştüm. Sordum. O da 10 yıldır arızalı olduğu için orada duruyormuş. Aşıların Ankara’dan nasıl getirildiğini sordum. Bir sağlık memuru Ankara’ya talebi götürüyor, aşılar bir “OMO” deterjan kutusuna konulup bu memura veriliyor, o da otobüsün bagajına koyup getiriyormuş.

O zamanlar cep telefonu falan yok. Sanırım eve gidip, o sırada Sosyalleştirme Daire Başkanı olan Doğan Bey’e durumu anlattım. Buraya gelin, durumu kendi gözlerinizle görün dedim. 3 gün içinde, o sırada Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü olan Dr. Zafer Öztek’le birlikte, geldiler. Durumu yerinde gördüler, Valiyle, Sağlık Müdürüyle görüştüler ve bozuk buzdolabı 3 gün içinde tamir edildi. Eksik araç gereçler giderildi. Sivas’ta aşı çalışmalarında soğuk zincir böylece oluşturuldu.

Benim bilmem olası değil, ama bu olay, belki de tüm ülkede durumun fecaatinin görülüp düzeltilmesine de yol açmış olabilir. Bildiğiniz gibi Türkiye’de Genişletilmiş Bağışıklama Kampanyası 1985 yılında başlatılmıştır.

İşte böyledir:

Görev adamları görevlerin yaparlar ve “Halik bilmezse, balik bilir” derler.

Diğerleri de onların yaydıkları ışıktan yararlandıkları halde “Derya içredir, deryayı bilmez” durumunda yaşar giderler.

Doğan Bey, biliyorum siz de “Bilen bilir bizi, bilmeyene selam olsun” diyordunuz ve bana hala diyorsunuz. Aileniz dışında sizi az-çok bilenlerden biri de benim.  Yeri ve zamanı geldikçe herkese de sizi anlatmaya çalıştım-çalışacağım.

Benim yetişmemde emeği geçen diğer hocalarıma, ağabeylerime ve ablalarıma haksızlık etmek istemem. Ancak, siz benim için Hacettepe Halk Sağlığı’nda en güçlü parlayan yıldızdınız.

Ruhunuz şad olsun…

 

 

 


Galerideki Resimler

YORUM YAZ


Lütfen doldurunuz *

Henüz yorum yapılmamış.