On-line ISSN:2147-155X

Başkanım Doğan Benli İle Anılarım – Yusuf Öztürk

26 Kasım 2013, Salı, 10:10 | İz Bırakanlar, Prof.Dr.Doğan Benli | 2.292 kez okundu | 0 yorum
BAŞKANIM SAYIN PROF. DR.DOĞAN BENLİ İLE OLAN ANILARIM Prof.Dr.Yusuf ÖZTÜRK Emekli Öğretim Üyesi Eylül 2013   1.     Yenikent Sağlık Ocağında Göreve Başladığımın İkinci Günü ve Başkanım Dr.Doğan BENLİ Şoför Selami Solak; Çorumda annesinin hasta olduğunu söyledi ve benden bir günlük izin istedi. –Sana bir gün yetmez 3 gün izin vereceğim, dedim. Şoför bana; -O kadar […]

BAŞKANIM SAYIN PROF. DR.DOĞAN BENLİ İLE OLAN ANILARIM

Prof.Dr.Yusuf ÖZTÜRK

Emekli Öğretim Üyesi

Eylül 2013

 

  1. 1.     Yenikent Sağlık Ocağında Göreve Başladığımın İkinci Günü ve Başkanım Dr.Doğan BENLİ

Şoför Selami Solak; Çorumda annesinin hasta olduğunu söyledi ve benden bir günlük izin istedi. –Sana bir gün yetmez 3 gün izin vereceğim, dedim. Şoför bana; -O kadar izin verme yetkin yok, dedi. –O benim sorunum, diye yanıt verdim ve Başkanı’mdan şoföre üç gün izin rica ettim. Başkanım bana; -Sen makul olan kadar verirsin istediğini yap, dedi. Başkanımın bu güveni beni ciddi bir biçimde olumlu etkiledi. Dolayısıyla, her kararımda, bu duygu ve düşünceyi suiistimal etmemek için çok hassas davranıyordum.

 

  1. 2.     Yenikent Sağlık Ocağında Göreve Başlamam ve Başkanım

Özellikle Hacettepe Toplum Hekimliği Bölümünden (Bugün ismi Halk Sağlığı Anabilim Dalı) ihtisas diploması alanların bildikleri üzere; bir yıl teorik dersler (6 ay kadar), üçer ayda Dâhiliye, Çocuk, Kadın Hastalıkları ve Genel Cerrahi rotasyonlarından sonra, Sağlık Bakanlığı ile Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü arasında imzalanan protokol uyarınca, biz asistanlar Etimesgut Eğitim Araştırma ve Sağlık Grup Başkanlığı’na bağlı olan sağlık ocaklarında görevlendirilirdik. Bu cümleden olarak, benim Yenikent Sağlık Ocağına verildiğimi Dr.Sabahat Güven’den duymuştum (Şimdi Prof.Dr.Sabahat TEZCAN).

2 Temmuz 1971’de Sağlık Ocağında göreve başladım. Alışılagelen bir anlayışla bir hekim görevden ayrılınca diğer gelen hekime başvurular artarmış. Nitekim yoğun bir hasta polikliniği yaptığım sırada, Hocamız Rahmetli Sayın Prof.Dr.Nusret H. FİŞEK ile Başkanım Rahmetli Sayın Dr.Doğan BENLİ (o zaman profesör değildi) beni ziyarete geldiler. Her yeni göreve başlayan asistanı ziyaret ederlermiş.

Hocamız, benim sağlık ocağı bölgemde bir sorunum olup olmadığını sordular. Ben; Hocam, sorunsuz bölge olmaz, ancak en önemli sorun Yenikent halkının içme suyu yok. Bu su sorununu çözümlemek için, dün gece Yenikent Halkını kahvede toplayarak, Köy İşleri Bakanlığı İçme Sular Daire Başkanlığına başvurduğumu anlattım. Ancak kurum yetkilisi, “Devlet adına Yenikent halkı, şayet içme su borusu ve mühendislik dışındaki olanakları karşılar ve gerekli işleri yaparlarsa size evet deriz” şeklinde söz verdi.  Bu arzım üzerine, Başkanım Doğan Benli “Ben halkın bu tür sorunlarına tanı koyan, sahip çıkan asistanlardan gurur duyuyorum’’ dedi ve ilave etti; “soruna ilişkin herhangi bir ihtiyacın olursa bilgim olsun, hiç çekinme.” Başkanımın bu desteğinden çok memnun oldum ve sevindim. Hocamız, hasta yoğunluğundan dolayı “Yusuf’u rahat bırakalım, iyi yolda olduğunu duymaktan çok memnun oldum” dediler ve ayrıldılar.

 

  1. 3.     İlyakut Sağlık Evini İlk Ziyaretim ve Başkamım Dr.Doğan BENLİ

Söylemeye gerek yok ki, bölgedeki sağlık ocaklarına bağlı sağlık evleri vardı. Yenikent sağlık ocağına bağlı olan sağlık evlerinden birisi “İlyakut Sağlık Evi” idi. Bu sağlık evinin ziyaretine gittim. Diğer köylerden de bir hayli hasta başvurusu vardı. Hastaların hepsini muayene ettikten sonra, Ebe Saibe Hanım’ın eğitimi üstünde durdum ve herhangi bir sorununun olup olmadığını sordum.

Ebe Saibe Hanım,

Doktor bey, bende Erzurumluyum utanıyorum ama söylemek durumundayım, altı yıldan bu yana bu sağlık evinde çalışıyorum. Gördüğünüz su deposu sağlık evinin sadece 25 metre uzağında, ancak benim içme suyum yok ve evin musluklarından su akmıyor. Sağlık evinin köye uzaklığı 500 metre ve içme suyunu oradan temin ediyorum. Diğer yandan, tuvalet çukurunun ayağı müteahhit tarafından dışa bağlanmamış, yani tuvalet ihtiyacını da yine köyün genel tuvaletinden yararlanmak zorunda kalıyorum” dedi

Bu köyün muhtarı olan Arif ÖZTÜRK’ü tarlasından çağırttım, geldi. Özet olarak depo ile sağlık evi arasında su kanalı kazıldı, su boruları döşendi; tuvalet ayağını dışarı bağlamak için takriben25 metredışarıda foseptik çukur kazıldı ve pik borular döşendi.

Bu durumu göstermek için, Başkanım Doğan BENLİ’yi sağlık evine davet ettim. Başkanım bu manzarayı görünce;

-“Yahu Yusuf benim iyi bir başkan olduğumu söylüyorlar, nasıl olurda ebenin bu acıklı durumu bana intikal etmez. Ayrıca, şunu söylemeliyim ki, bu ebeye ben iki defa da takdirname verdim. Yusuf beni mahcup ettin, çok teşekkür ve tebrik ederim” dedi ve ayrıldı.

  1. 4.     Ebe Sabiha’nın Pasif Davranışı ve Başkanım Dr.Doğan BENLİ

Bilindiği gibi Sağlık Hizmetlerini Sosyalleştiren 224 sayılı Kanuna göre; Sağlık ocaklarında her gece birisi olmak üzere kendi lojmanlarında (Sağlık ocağının kapısında nöbetçi personelin ismi tabela ile asılır.) nöbet tutarlar. İşte bu akşamlardan birisinde ebe Sabiha nöbetçidir. Gece bir hasta enjeksiyon için ebeye başvurur, ebe “hastayım” der ve enjeksiyonu yapmaz. Sabahleyin bu sorun bana intikal etti. (Hastayı tanıyordum, bir fakir aile). Mevzuata göre ebenin savunması alınmadan ceza verilemezdi. Ancak, ben aile fakir olduğu için vicdanen çok mütessir oldum ve uyarı cezası verdim. Ebe, beni şikayet etmek için, Başkanım Dr.Doğan BENLİ’ye gitti

Başkanım, ebe şikâyette benim ismimi telaffuz edince; Yusuf’u bana hiç kimse şikayet edemez, hadi kendine gel, toparlan hakka, hukuka riayet etmeye özen göster, demiş. Bunları bana adı geçen ebe söyledi ve daha sonradan suçunu kabul ederek benden defalarca özür diledi.

  1. 5.     Tatlar Köyü Ebesi-Gökler Köyü ve Başkanım Dr.Doğan BENLİ

Asistan olarak sağlık ocaklarında görev yapanlar bilirler, her hafta bir sağlık evini ziyaret eder, poliklinik yapar, ebeyi eğitir ve koruyucu hekimlik hizmetlerini sürdürürdük. Bu meyanda hemşire, ebe ile birlikte evleri ziyaret eder, ebe aşı yapar, gebe ziyaret eder, hemşire de kronik hasta takibiyle birlikte ebenin hizmetlerini görev başında kontrol eder ve ebeyi eğitirdi.

İşte bu ziyaretlerden birisini Tatlar köyü sağlık evine yaptım. Bu köy Bulgaristan’dan göç eden ailelerin yerleştirildiği bir köydü. 32 haneli idi. İlkokul birinci sınıfında öğrenci yoktu ve oldukça modern bir köydü ve Sincan’a da yakındı. Ebenin bu köyde yapacağı bir işlev ya da önemli bir hizmeti söz konusu değildi. Başka bir ifade ile bu köyde ebenin görev alması yersiz ve lükstü. Bu köye, yani Tatlar sağlık evine bağlı; Anayurt çok daha uzakta Tekke ve 171 haneli Gökler Köyü vardı.

Bu köyü (sağlık evini) gözden geçirdikten sonra ve Gökler köyünde bu köyün 6 katı kadar kalabalık olduğunu ve gerçekten de bir ebeye esasen bu köyde ihtiyaç olduğunu teşhis edip karar verdikten sonra bu fikrimi Başkanım Dr.Doğan BENLİ’ye arz ettim. Hiç tartışmaksızın, “Sen Gökler Köyünde sağlık evini köylünün yardımıyla yaptırabilirsen, hemen malzemesini temin eder ve ebe görevlendiririm ”dedi. Ve verdiği sözü de zamanından önce yerine getirdi.

  1. 6.     Ebe Nesibe’nin Gökler Köyü Sağlık Evine Tayini ve Başkanım Dr.Doğan BENLİ

Gökler köyü sağlık evi inşaatı devam ederken Başkanım verdiği sözü tuttu. Hem malzemeyi zamanından önce temin etti ve arkasından da ebe tayinini yaptı. Ancak sağlık evi inşaatı henüz tamamlanmamıştı. Ebenin Yenikent’den bu köye gidip gelmesi uygun düşmezdi. Köyün ileri gelenleri ve ihtiyar heyetini toplayarak ebeye uygun bir evin bulunması gerektiğini anlattım. Çünkü 224’ün 19. maddesi uyarınca alt yapı olanakları hazırlanmadan ebenin tayini söz konusu değildi. Başkanım Dr.Doğan BENLİ’ye ebenin köyde hizmet yapabilmesi için kalması ve benim izlediğim yöntemi arz ettim. “Sana güvenim var, nasıl istiyorsan öyle yap” dedi. Başkanımın bana her zamanki gibi duyduğu güveni tazelediği için, köyün nüfuzlu ve olanaklı, güven duyulan hane reisleriyle ihtiyar heyetini tekrar toplayarak, ebe için ne düşündüklerini sordum. İçlerinden Ahmet isminde birisi (Çerkezmiş) parmak kaldırdı. Söz hakkı verdim. “Ebeyi benim evimde parasız pulsuz barındıracağım bana ve eşime güvenebilirsiniz.” dedi. Çok sevindim, memnun oldum ve teşekkür ettim. Ebe 6 ay kadar bu kadirşinas muhterem beyefendinin evinde kaldı. Başkanım Dr.Doğan Benli ara sıra durumu bana soruyordu. Nihayet ebeyi sağlık evine taşıdık. Sağlık evini, Başkanım Dr.Doğan Benli’nin daveti üzerine gelen Sağlık Bakanlığı müsteşarı Sayın Dr.Osman Yaşar’ın teşrifleriyle resmi olarak hizmete açtık.

  1. 7.     İlyakut Sağlık Evine Yeni Bir Ebe Tayini ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

 

Bu sağlık evinde poliklinik yapıyordum. Büyük bir rastlantı, Başkanım bu sağlık evine yeni bir ebe görevlendirmiş ve benim için “Yusuf kararını versin” demiş. Bu arzusunu tam anlayamadım, ama verdiğim karar sonrasında ne anlama geldiğini öğrenmiş oldum. Çünkü ebenin giyim kuşamını, utum ve davranışını birkaç dakkalığına olsada hiç beğenmedim. Çünkü, bizim halka karşı görev anlayışımız çok farklı ve sorumluluğumuz ağırdı. Dolayısıyla geri gönderdim ve Başkanıma ’ lütfen söyleyin, ”böyle ebedense, sağlık evi ebesiz kalsın daha iyi olur” dedim. Başkanım Dr.Doğan Benli telefonda bana ”Yusuf teşekkür ederim, nitekim o ebeyi benim de gözüm tutmamıştı.” dedi. Böyle bir Başkanla kim çalışmak istemez ki, Çünkü, tüm verdiğim kararların arkasındaydı.

  1. 8.     Hocamız Rahmetli Sayın Prof.Dr.Nusret H. FİŞEK ile Randevu ve Başkanım Dr.Doğan BENLİ

Bir akşam, ben Etimesgut Hastanesinde nöbetçiydim. Başkanım telefon ederek ertesi sabah Bölge Başkanlığına uğramam gerektiğini ve hocamızın benimle önemli bir konuyu görüşeceğini söyledi.

Sabahleyin hastaneden çıkar çıkmaz, Başkanım Dr.Doğan BENLİ’nin makamına gittiğimde, Hocamız Hacettepe’den gelmiş beni bekliyordu. Doğrusu heyecanlandım, acaba ne oluyor diye. Hocamız bana “Yusuf hastaneye doğru yola çıkalım, sonra ne söylemem gerektiğini söyleyeceğim” dedi. Başkanlıktan çıktık, Hocamız bana “Başta Doğan olmak üzere tüm Anabilim Dalı öğretim üyeleri seni beğeniyorlar. Bende seni seviyor ve takdir ediyorum. Bu düşünce ve duygularla senin kabul etmen koşulu ile Toplum Hekimliği Departmanı’nda öğretim elemanı olarak kalmanı teklif ediyorum ve inanıyorum ki, bu halk sağlığı alanında Türkiye’ye örnek de olacaksın” dedi. Teşekkür ederek, kabul ettim.

  1. 9.     Sağlık Ocağının Bahçe Duvarı ve Başkanım Dr.Doğan BENLİ

Yenikent Sağlık Ocağına ayağı düşenler bilirler, oldukça geniş ve büyük bir bahçesi ve dolayısıyla bahçesinin duvarı vardı. Bir gece deprem vb. gibi bir şeyde olmadı, ancak duvar komple yıkılmış ve adeta enkazı yolları kaplamıştı. Başkanımı davet ettim, bu manzarayı gördü ve bana ne yapacağımı sordu. “Bir kaç gün içinde hallederim” dedim. “Yani benden herhangi bir yardım istemiyorsun” dedi.

Yeni Kentin muhterem ve nüfuzlu mümtaz kişilerinden birisi olan Ramiz Ağayı aradım geldi, durumu gördü. Bahçe duvarının tamamen taşını, oğulları ve kamyonları ile para almaksızın taşıdı. Usta parasını da sağlık ocağı derneği vasıtasıyla temin ettik. Başkanım Dr.Doğan Benli’yi tekrar davet ederek yapılmış çevre duvarını gösterdim. Ne kadar sevindi, mutlu oldu anlatamam. Bana teşekkür ve tebrik etti, ayrıldı, gitti. Bu, böyle bir Başkanı üzecek ve sıkıntıya sokacak bir konu değildi.

10.Gökler Köyüne Kanalizasyon Yapımı ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ, daha öncede ifade ettiğim gibi Gökler Köyü 171 hane olup kalabalık bir nüfusa sahipti. Sokaklar dar, evlerin çöp ve pislikleri adeta sokaklara atılıyor, sokaklar pislikten ve karasinekten geçilmiyordu. Bu çok kötü görüntü ve kokular köy halkını sürekli tedirgin ediyordu.

Bu köye kanalizasyon yaptırmaya karar verdim. Bunu gerçekleştirmek için hane reislerini uygun bir akşam toplayıp, konuyu tartışmamız gerekiyordu. Randevu alınan akşam, muhtar Sadık Ağanın halkı köy odasında toplamasını rica ettim.  Randevu verilen akşam çıkıp köye gittim. Halk köy odasında toplanmıştı. Kanalizasyon mu, yoksa foseptik çukur mu? sorusunu ortaya attım. Enine boyuna konu tartışıldı ve kanalizasyon yaptırılmasına karar verildi. Her zaman olduğu gibi Başkanım Dr.Doğan BENLİ’ye çok güveniyordum. Halka hitaben Başkanıma başvurup, pik borularını, yeterli çimentoyu ve bu projemizin mühendisini temin ettireceğim, “Ancak, işçiliğini siz yapacaksınız” dedim. Nitekim Başkanıma başvurarak projemi ve isteklerimi arz ettim, kabul etti ve yerine getirdi. “Başkanım çok memnun oldu ve muhtar Sadık Ağa ile beni tebrik ettiler.”

11.Gökler ve Tekke Köyleri Arasındaki Yolun Yaptırılması ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

 

Ebe Nesibe Gökler köyünde hizmete başlar başlamaz Tekke Köyünü’de Gökler Köyü sağlık evine bağladık. Bu iki köy karşılıklı tepelere yerleşmişti. Ebe Nesibe bu ikisi arasındaki (V) şeklindeki yolu kullanamadı. Çünkü bu yolda Allah ile birlikte her türlü tehlikeli canlı yaratıklar vardı. Herhangi bir vasıta’da bu yoldan Tekke köyüne gidemiyor. Ebe, bu kötü yolun takriben 5 katı kadar uzak bir yoldan ve maşının yarısı kadarını bir jipe vererek köye ulaşabiliyordu.

Bu kötü yolun yapılması için Ayaş Kaymakamı ile görüşmeye karar verdim. Çünkü bu iki köy de sağlık hizmetleri açısından Yenikent Sağlık Ocağına ve idari bakımdan ise Ayaş Kaymakamlığı’na bağlı idi. Konuyu Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ’ye açtım. “Bu konuşmayı yap iyi olur, ben de telefonla kendisiyle görüşürüm” dedi.

Gökler köyü muhtarı Sadık Ağayı ve Tekke köyü muhtarı Can Bey’i alarak Kaymakam’a gittik. Kaymakam, sağlık hizmetlerini sosyalleştiren 224 sayılı kanununu iyi biliyordu, ancak ebenin bu köye nasıl hizmet sunması gerektiği konusunda empati yapamıyordu. Empati yapmasını sağlamak için muhtarları odadan çıkarttım ve (V) şeklindeki yolun bizzat kendi ilgi ve yardımları ile yaptırılmasını kabul ettirdim. Başkanıma bilgi arza etim. Hem güldü ve hem de çok memnun olduğunu ifade etti.

12.Yenikayı Köyü Muhtarı, Sağlık Evine İçme Suyu Alınması, Çevre Duvarının Yaptırılması ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

Şu veya bu nedenle Başkanımın Yenikayı köyü halkı ve muhtarı ile arası ciddi bir biçimde açıktı. Bu köyde yapılması gerekenlerden söz edince, “Bana bak Yusuf, bu köy halkı senin dediklerini yapmaz ise, ebe Mevlüde’yi oradan alırım” dedi. Bu tepkiye karşı; ”Sayın Başkanım köy halkı adına ihtiyar heyetini ikna ettim, hazırladım, falanca günü sağlık evi bahçesinde bekleyecekler ve öğlen yemeğini de orada yiyeceğiz.” dedim. Davetimi kabul etti ve buluşma, barışma sağlandı ve her şey istediğimiz gibi oldu. Hele o gün, bu olaydan Başkanımın ne kadar memnun olduğunu anlatamam. Çünkü artık bu köy halkı yeniden programına alınmıştı ve Bölgenin önemli bir parçası olarak benimsedi.

13.Dünya Sağlık Teşkilatı Başkanı Sayın Hocamız Prof.Dr.Nusret H.FİŞEK ve Sayın Başkanım Dr.Doğan BENLİ

Hocamız Sayın Prof.Dr.Nusret H.FİŞEK, Dünya Sağlık Teşkilatı Başkanı ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ 1973’ün Temmuz ayında Yenikent Sağlık Ocağına geldiler. Başkanım Dr.Doğan BENLİ hocamız aracılığı ile DSÖ başkanına “Yusuf’a ne sorarsa sorsun” dedi. Bu öneri üzerine; sağlık ocağının işlevlerine ilişkin pek çok soru soruldu. (günde bakılan ortalama hasta sayısı, Erkek-Kadın hasta oranları, yakın ve uzaktan hasta başvuruları, doğumlar, ölümler, ölümlerin istatistiki analizleri, yani genel demografik veriler vb.)

DSÖ Teşkilat Başkanı bana şunu sordu; “Başarınızı neye borçlusunuz? Ben yanıt vermeden, Başkanım Doğan Bey “Bence iki şeye borçlu, Yusuf toplumu oluşturan bireyleri çok seviyor ve sağlık ocağı bölgesinden hiç ayrılmıyor.” dedi. Ben herhalde kendi durumumu böyle anlatamazdım.

Yenikent sağlık ocağından ayrılarak, bağlı olan İlyakut sağlık evine gittik. DSÖ Teşkilatı Başkanı, bu köydeki bebek ölüm hızını sordu. Ben 1000’de 1000 deyince birden tepki gösterdi bu böyle olamaz demek istedi. Hocamız güldü, Başkanım Dr.Doğan BENLİ ise “tepkiniz doğru, çünkü bir bebek doğdu ve bu bebek öldü.”

Değerli Başkanımı unutmak mümkün değil. Bilgili, tutarlı ve hep yanımızda idi. O’nunla çalışmak gerçekten bir ayrıcalıktı.

14.Ortaokul ve Lise Binasının Yaptırılması ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

Yenikent Sağlık Ocağında asistan olarak 2 Temmuz 1971’de göreve başladığımda adeta kendi köyüm olan Erzurum’un İspir İlçesine bağlı Yeşilyurt köyünü hatırladım. Halkın eğitim-öğretim düzeyi çok düşüktü. 7300 nüfuslu bir sağlık ocağı bölgesinde ve Ankara’ya 30 kmuzaklıkta olan bir yerde üniversite mezunu sadece 4 kişi idi. Yenikent beldesi Sincan kasabasına 10 kmmesafe idi. Köylere gidip gelirken Yenikent merkezinden bazı çocukların bu mesafeyi yürüyerek Sincan ortaokuluna devam ettiklerine tanık oldum. Bu durum, fakir fukaranın çocuklarının ve özellikle kız çocuklarının okuyamadıklarının bir kanıtı idi. Daha önce kurulmuş bir dernek vardı, ancak hiçbir etkinliği olmamıştı. Dernek başkanı Melahat hanımı, Erkek Su çiftliğindeki evinde buldum ve ikna ettim. Sonra genel kurul toplantısı yaparak dernek başkanı oldum. Bu yöreye ortaokul ve lise binası yaptıracağımıza halkı inandırdım.  Bu durumu Başkanım Sayın Dr.Doğan Benli’ye anlattım. Çok memnun oldu “çok iyi olur” dedi ve ilave etti. “Ankara Milli Eğitim Müdürü’nü Van ilinde görev yaparken tanıdım. O’na gidelim yardım eder” dedi.

 

Yenikent Sağlık Ocağına bağlı olan Merkez dahil diğer 12 köyününde Sağlık ocağı Merkezine olan mesafelerini, bu köylerin ilkokulları son sınıflarında okuyan erkek ve kız öğrencilerini ayrı ayrı olmak üzere toplam öğrenci sayılarını, öğretmenlere sorarak öğrendim. Diğer taraftan bölgedeki kız öğrencilerin annelerini ikna ederek kızlarını benim yaptıracağım okula göndermelerini rica ettim. Kabul edenler oldu. Sonuçta ilkokulda ortaokul tedrisatını başlatırsak 1. sınıfta toplam (elli) öğrenci olacağını ve benzeri verileri hazırlayarak Başkanım Dr.Doğan Benli ile Milli Eğitim Müdürü Faysal Duruöz’e gittik, bilgi verdik. Milli Eğitim Müdürü Faysal Duruöz Başkanımıza duyduğu güvenden dolayı ilkokulda ortaokul tedrisatının açılabileceği sözünü verdi. Bu konu Milli Eğitim Şurasına götürülerek kabul ettirildi ve 1972’nin Eylül ayında tedrisatı başlatmış olduk. Öğrenci sayımız tam 50 idi. Okulda Matematik öğretmeni (aynı zamanda müdür olarak) Tarih, Coğrafya ve Türkçe öğretmenlerini tayin ettirdik. Bir gün Sağlık Ocağında hasta bakıyordum, randevusuz olarak Başkanım Dr.Doğan Benli ve Milli Eğitim Müdürü Sayın Faysal Duruöz Sağlık ocağına geldiler Birlikte tedrisatı başlattığımız okula gittik, Sayın Duruöz parmağı ile öğrencileri saydı ve tam 50 öğrenci olduğunu görünce; Doğan Bey’e hitaben “Doktor seni tanımış olmaktan çok çok gurur duydum. Demek ki Türkiye’de nadir de olsa sözünü tutan değerli bürokratlar varmış.” dedi. Başkanım Dr.Doğan BENLİ’de; Sayın Faysal DURUÖZ’e “sizin bana güvendiğiniz kadar bende Yusuf’a güvendiğim için size geldik. İlgi ve yardımlarınız için sonsuz teşekkür ederim” dedi.

Benim her önemli etkinliğimde yanımda ve arkamda Sayın Başkanım vardı. Onunla çalışmak insanı yormaz sadece mutlu ederdi. Çünkü o güven veren özelliklere sahipti.

15.Yenikent Sağlık Ocağının Demografik Verileri ve Sayın Başkanım Dr.Doğan BENLİ

Hacettepe Toplum Hekimliği Enstitüsünden geçenler bilir ve hatırlarlar ki bizler gözlerimizi adeta bebek ölüm hızı ve anne ölüm hızlarının yüksek düzeyde olması ve bunların düşürülmesi çabalarıyla açtık. Bu konuda biz ocak hekimleri müthiş bir rekabet halindeydik. Bu ölüm hızları Etimesgut Çarşamba toplantılarının ve Hacettepe’deki Cuma toplantılarının nerede ise gündemini oluşturuyordu. Çünkü bir ülkenin sağlık düzeyini diğer bir ülkenin sağlık düzeyi, gelişmiş ile karşılaştırmak için başta bu göstergeler olmak üzere diğer bazı demografik veriler oluşturuyordu. Artan bir heyecan ve süreklilik arz eden bir çalışma ile günü gününe sayısal verileri toplayıp hızlarını buluyorduk.

Bu cümleden olarak, Yenikent sağlık ocağı bölgesinin verilerini toplayarak ve hızlarını bulduktan sonra çalışmalarımdan çok emin bir şekilde 1972 yılına ilişkin demografik göstergeler;1973 Ocak ayının içinde Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ’ye götürdüm.

Başkanım sayın Dr.Doğan BENLİ, ”Yahu Yusuf galiba biraz acele ettin, intern doktorlar ve sağlık personeli ile kapı kapı gezerek, araştırarak, eksiklerimizi bir daha gözden geçirerek tamamlayalım. Aksi takdirde yanıltıcı olur, kendimizi aldatmış oluruz” dedi.

Doğrusu, ben biraz üzüldüm, acaba Başkanım bu veriler konusunda bize güvenmiyor mu? Ancak, tepki vermedim. Önerilerine sadakatle personeli alıp kapı kapı gezdik ve hatta imam ve muhtarları da sorgulayarak eksik ve kusurlarımızı telafi etmek için çok ciddi bir çaba sarf ettik. Ekstra hiçbir veri bulamadık ve tekrar kendilerine durumu arz ettim. Başkanım, Sayın Dr.Doğan Benli, “Sana güvenim tamdı ve bu yöntemle bu güveni pekiştirmiş oldum” dedi. Kendilerine teşekkür ettim ve Başkanlıktan ayrıldım.

Şunu tekrar tekrar ifade etmeliyim ki, bir üstün bir asta inanması ve onu sürekli desteklemesi hiç kuşkusuz, astın şevk ve heyecanını artırarak performansını çok olumlu bir şekilde etkilemektedir. Çok şükür ki, Sayın Başkanım Dr.Doğan BENLİ ile bu süreci hep yaşadım. Ruhi şad olsun.

16.Dr.Ayşe Akın, TEKKE Köyü ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

Daha önce sözünü ettiğim gibi Tekke köyü sağlık hizmetleri bakımından Yenikent sağlık ocağına, idari hizmetler bakımından ise Ayaş Kaymakamlığına bağlı idi. Bölgede AÇSAP hizmetlerine çok önem ve ağırlık veriyorduk. Bu köydeki 15-45 yaş gurubunda olan ve aile planlamalarına uygun olan kadınların isim listesini oluşturarak Başkanın bilgisi dâhilinde Dr.Ayşe AKIN’ı Tekke köyüne ekibiyle birlikte davet ettim.

Dr.Akın ekibiyle çıkıp Yenikent Sağlık ocağına geldi ve Tekke köyüne gitmek üzere hazır olduğunu söyledi. Mevsim kıştı ve kar yağıyordu. Kesinlikle geri dönülmesi gerekiyordu. Ancak, ben ısrarla bu yoldan dönülmemesi ve o köye gidilerek, bu programın gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledim. Olumsuz hava koşulları nedeni ile köye yaklaşmışlar ve ne yazık ki, girememiş ve geri dönmek zorunda kalmışlardı. Başkanım Sayın Dr.Doğan Benli “Yusuf bu olumsuz kış koşullarında ekibi köye gönderme kararını onaylamadım. Bin defa yapma olanağın olan bir işi bir defada yapmaya kalkarsan hizmet zincirini orada kırmış olursun yani gereksiz bir karar vermişsin. Buna rağmen iş bitirme konusundaki azminiz ve iyi niyetiniz için teşekkür ederim “ dedi.

 

O gün başkanım’a “Haklısın” dedim. Ve o günden sonra da, bu önerinin bana yaşamımda bir rehber olduğunu daima hissettim ve kararlarımda çok etkili oldu.

17.Sosyalleştirme Daire Başkanı Sayın Dr.Talat DOĞAN ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

Yenikent sağlık ocağı Bölgesi’ndeki çalışmalarımız, iyileştirici, koruyucu ve rehabilite edici sağlık hizmetleri yanında, toplum kalkınması etkinliklerinde de çok iyi gidiyordu. Halkla tam bütünleşmiştik. Bir yandan köylerde sağlık evleri, kanalizasyonlar, bahçe duvarları, ortaokul ve lise binası vb. hizmetler yaptırılıyor, diğer yandan da, halk sağlığının çok önemli unsurları olan ana sağlığı ve aile planlaması, çocuk sağlığı ve sigara eğitimleri hizmetlerini aralıksız sürdürülüyorduk.

Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ, Sosyalleştirme Daire Başkanı Sayın Dr.Talat DOĞAN’ı Yenikent Sağlık Ocağı personelinin çalışmalarını yerinde görmeleri için davet etti. Dr.Talat DOĞAN, gezdi, gördü ve aynen şöyle söyledi. “Doğan Bey, Sosyalleştirme Daire Başkanı olarak, dile benden ne istiyorsan” ayrıca ekip olarak ocak personeline teşekkür etti ve tebrik etti.

Başkanım Sayın Dr.Doğan Benli, “Yenikent Sağlık Ocağı ekibinden çok memnunum. Başta Yusuf olmak üzere bu ekiple çalışmaktan iftihar ediyorum.” dedi ve Sayın Dr.Talat DOĞAN ile sağlık ocağından ayrıldılar.

18.Şoföre Lojman Yaptırılması ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

Sağlık Hizmetlerini sosyalleştiren 224 sayılı kanun ve ilgili mevzuat gereği sağlık ekibini oluşturan ve ocak merkezinde görev yapan personelden sağlık ocağı doktoruna, hemşiresine, sağlık memuruna ve ebesine lojman yaptırıldığı halde, en önemli işlevsel görevi olan şoföre lojman yaptırılmamış ve ekipten ayrı tutulmuştu. Oysaki bu ekibin içinde şoför gece ve gündüz hekim ve özellikle ebe ile birlikte çalışması gerekiyordu. Gece beklenmedik zamanlarda her türlü aciliyeti gerektiren olgular geliyor ve bunların bir kısmı sağlık ocağının olanakları ile halledilemiyor ve 2. ve 3. Basamak sağlık kuruluşlarına sevk etmek zorunda kalıyorduk. Bu nedenle, şoföre lojman yaptırmaya karar verdim ve bu fikrimi başkanıma arz ettim. Bu konuyu şoför Selami Solak’a da bildirdiğimi söyledim.

Başkanım bana “Yusuf her şeye evet deme, hayır demeyi de öğren, çünkü bir şeyi yaptırmaya evet dediğin zaman, o işi sonuçlandırmak için kendini parçalıyorsun. Nitekim bugüne kadar başlayıp bitiremediğin hiçbir konu olmadı.” dedi. Bu uyarısından sonra, atalete girmedim, ancak seçilmiş büyük sözü alarak hep aklımda tuttum ve yaralandım. Rahmetli başkanıma saygı ve sevgilerimle minnettarım. Kabri nur olsun.

19.Sayın Başkanım Dr.Doğan BENLİ’ye Sigara Eğitimim ve Veda Ziyaretim

Hacettepe Üniversitesi Toplum Hekimliği Enstitüsü’nde 1970 yılında asistan olarak göreve başladığımda, Enstitü’deki hocalarımız, Bölge Başkanı Sayın Dr.Doğan BENLİ ve hastanede görevli uzman öğretim görevlilerinin sigara içmeyenlerini ve sigara içenlerini tanıdım. Sigara içenler arasında Başkanım Sayın Dr.Benli’de vardı. Nitekim yaklaşık bir yıllık teorik ve pratik eğitimlerden sonra Yenikent sağlık ocağında göreve başlayınca Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ ile gerek sağlık ocağında, gerek Etimesgut Hastanesi Çarşamba toplantılarında, gerek Hacettepe’deki haftalık toplantılarımız da hep birlikteydik. Başkanım herkesten fazla sigara içiyordu. Günde iki paket sigara içiyor dersem bu abartılı olmaz. Sonuçta haddim olmayarak sigara sorununda O’nu eğitmeye karar verdim. Bu eğitime 1972’nin içinde karar verdim.

Kararımı gerçekleştirmek için, bir gün Etimesgut hastanesi nöbetinden sabahleyin çıkınca doğrudan Bölge Başkanlığı’na gittim. Her zaman olduğu gibi Başkanım bana sade kahve ikram etti. Samimi bir ortamda sigaranın tüm sağlık sistemler için yaptığı tahribatlar, giderek her türlü işlevsel yetersizliklere, uzun süren bir inkübasyon döneminden sonra ölümcül hastalıklara neden olduğunu ve her nevi olumsuzlukları hakkında, belki de en zengin literatür bilginin sigaraya ait olduğunu çekinmeden anlattım. Başkanımın, benim anlattığım sorunları çok daha iyi bildiğine kani idim. Ara sıra güldü, ancak nezaketen sonuna kadar dinledi. Fakat sonunda bana “Yusuf söylemeye gerek yok, sende bilirsin seni çok sever ve takdir ederim, bu düşüncemi her zamanda belirtmişimdir. Ancak sigarama karışma da benimle ilgili olan her şeye karış, özgürsün” dedi.

Sayın Başkanım Dr.Doğan Benli’nin bana verdiği bu yetkiyi hep aklımda tuttum ve bu serbestliği kullanmam gerektiği zamanı seçtim.

Hocamız rahmetli Sayın Prof.Dr.Nusret H.FİŞEK beni çağırdı, ”hazırlan İngiltere’ye gideceksin. Belki bir, belki iki yıllığına” dedi. Başkanım Sayın Dr.Doğan Benli halen “Etmesgut, Sağlık Eğitim ve Araştırma Bölge Başkanı” idi. Vedalaşmaya gittiğimde, hoş sohbetten sonra, “Sayın Başkanım hatırlar mısınız, ben size acizane sigara konusunda bırakmanız için bir şeyler anlatmaya çalıştığımda, siz bana, sigarama karışma da neye karışırsan karış, özgürsün” demiştiniz. “O hakkımı şimdi kullanmak istiyorum, inanıyorum ki, beni kırmayacaksınız.” deyince, “O nedir” dedi.

Dedimki, siz bu kadar senedir bizlere Başkanlık yaptınız ve bizlerin Hocası oldunuz. Ben sizi değerlendirecek düzeyde değilim, ancak sizin mutlaka Doçentlik sınavına girerek doçent olmanızı istiyorum. İnanıyor ve iddia ediyorum ki, bu çemberden geçenlerin hepsi de benim gibi düşünüyorlardır.” dedim.

Bu açıklamamdan sonra bana “Yahu Yusuf, beni çok kötü yakaladın, adeta beni bam telimden vurdun. Sana ben, evet ya da hayır demenin zamanını öğren demiştim, ancak kendim buna uymamışım. Çok gafil avlandım. Evet verdiğim sözü tutup doçentlik sınavına gireceğim ve doçent olacağım’’ dedi. Sonra ilave etti, ”Yahu benim Fransızcam iyi idi ama çok zaman geçti, korkarım başaramam” bunun üzerine bende Dr.Ayşe Akın Hanım size Fransızca hocası bulur, dedim ve vedalaşarak ayrıldım.

20.Etimesgut Sağlık, Eğitim ve Araştırma Bölgesi’ndeki Sağlık Ocaklarında Görevlendirilmem ve Başkanım Dr.Doğan BENLİ

 Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’nın ve Toplum Hekimliği Enstitüsü’nün öngörüleriyle bölgedeki sağlık ocaklarında görevlendirilen asistanlar bir yıl sağlık ocaklarında ocak hizmeti, bir yılda Hacettepe de istediği bir klinik branşta dâhiliye, çocuk, kadın doğum, dermatoloji ve psikiatri gibi ihtisaslardan birisini yapma hakkına sahipti.

Etimesgut’da hocalarımızın katıldıkları bir Çarşamba toplantısında ben; bu uygulamanın yanlış olduğunu, bunun yerine sağlık ocağına başlayan bir asistan buradaki uygulamasını tamamlayarak ‘Toplum Hekimliği Uzmanı’ olmalı ve sonra da Hacettepe de arzu ettiği klinik ihtisasına devam etmelidir. Aksi taktirde konsantrasyonu bozulur ve özellikle toplum kalkınması hizmetlerini yapamaz duruma gelir, dedim

Rahmetli hocamız ‘Doğan, Yusuf un bu önerisine ne dersin?’ diye sordu. Başkanım Doğan Bey, ‘efendim bu öneriyi kabul etmemek mümkün değil, zaten ocaklardaki asistanların daima bir ayağı Hacettepe de ve ne yazık ki Yusuf’un dışında sağlık ocağı lojmanlarında neredeyse geceleri kalmıyorlar.’ dedi.

Doğan beyin bu öneriyi desteklemesiyle hocamız bu yeni kuralı ilk kez bana uygulattı. Yani sahada birbiri arkasından tam 3 yıl ve 3 ay çalıştım, ancak klinik ihtisas yapmadım.

21.Etimesgut Hastanesindeki Nöbetimden Çıktıktan Sonra Kahve Sohbeti ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

Her nöbet çıkışı başkanımın sade kahvesini içer, sağlık ocağı bölgesinin muhtelif sorunlarının kritiğini birlikte yapardık. Bu, biz asistanlar için bir tür eğitim ortamı oluşturuyordu. Çünkü başkanımız her fırsatta iyileştirici, koruyucu, rehabilite edici, sağlık hizmetleri ile ve toplum kalkınması hizmetlerinde bizi engin tecrübesi ile motive ederek kimi hizmetleri yapmamızı teşvik eder ve cesaretlendirirdi. Ancak, benim bölgeden ayrılma zamanım yaklaşmıştı ki, başkanım Sayın Dr.BENLİ, ‘Yahu Yusuf, Yenikent Sağlık Ocağındaki hizmetlerin sırasında kendini çok yordun. Çünkü bazı şeyleri yapmayı sen istedin ben de destekledim. Fakat bu süre zarfında düşünüyorum da ben de sana bazen Orta Bereket, Sincan, Etimesgut Merkez ve Yapracık Sağlık Ocaklarında da görev vererek yordum diğer taraftan da zaman zaman da hastane uzmanlarının nöbetlerini sen tuttun. Tek tesellim kendi isteğinle yaptıklarını ve benim ekstre verdiğim görevleri de seve seve yaptığın için inanıyorum ki bölgeden çok mutlu ayrılacaksın’ dedi.

22.Yenikent Beldesi’nin Belediyelik Olması ve Başkanım Sayın Dr.Doğan BENLİ

Bir pazar günü Ankara Valisi Sayın Şerif Tüten Yenikent’e gelmiş, etrafını gözlemledikten sonra kahvenin önünde oturmakta olan vatandaşların arasına katılmış. Sohbet sırasında etrafın çok çok kirli ve pis olduğunu ve doktor nerede diye sormuş. Orada oturanlar benim köylerde olduğumu söylemişler. Nitekim, o gün Gökler köyüne gitmiştim. Döndüğümde Muhtar Gürbüz Kocaman bu konuşmayı bana aktardı.

Yenikent’in çevresi çok kirli ve pis, bu doğru bir gözlem. Ancak bu benim için gerçekte onur kırıcı oldu. Ertesi gün Ankara Valisi’nden hemen randevu aldım. Sayın Valiye gitmeden Başkanıma Yenikent’in belediyelik olması gerektiğini, Vali’ye arz edeceğimi söyledim. “Başkanım iyi yaparsın, ancak acaba Yenikent’in nüfusu bu süreç için yeterli midir?” şeklinde tereddüdünü belirtti. Ayrıca, “Yenikent merkezinin Ankara’ya sadece 30km olduğunu, göç alan bir yer durumuna geldiğini, bundan böyle artık bir doktorun ve bir muhtarın böylesi bir merkezin çevre sorunlarıyla başa çıkması ve başarmasının mümkün olmadığını da anlat” dedi.

Sayın Vali’ye gittim. Kabul etti. Sayın Valim, “Siz Yenikent’e gelmediniz, sizi Allah gönderdi, Siz Yenikent’in çevresinin çok kirli ve pis olduğunu söylemediniz, Allah söyletti.” dedim. Sayın Vali, hemen Yenikent Nahiye Müdürünü telefonla çağırarak “bir plebisit yapalım, şayet nüfus kâfi gelmez ise Eski Bucuk köyünden gelmekte olanları da göz önünde bulundurarak bana bilgi ver, ben sonraki formaliteleri tamamlarım” dedi. Sonuçta Yenikent’in Belediye olması gerçekleşti.

Sonsöz

 

Başkanım Sayın Prof. Dr.Doğan BENLİ ile ilgili olan anılarımı özet olarak sundum. Çünkü sağlık ocağında geçen 3 yıl ve 3 aylık zaman zarfında diyebilirim ki Sayın Başkanım ile sayısız anılarımız oldu. Burada bunlardan sadece birkaçına yer verdim.

Başkanım Sayın Dr.BENLİ ile olan her anımın benim için bir rehber olduğunu iftiharla, gururla, minnetle ve şükranla ifade etmek istiyorum.

Sayın başkanımın, iyi bir yönetici olarak kimi niteliklerini değerli Halk Sağlıkçısı siz meslektaşlarımla paylaşmak istiyorum.

İyi bir yönetici ‘belli amaçları gerçekleştirmek için, bir grup insanın işbirliğini sağlamaya yönelik olan tüm çabaları yönetir.’ deriz. İşte bu tanıma en uygun olan yönetici sayın Dr.BENLİ’dir.

Bir örgütün ya da kurumun ve kuruluşun düzenli bir biçimde çalışabilmesi için, bütün birimleri ve hizmet sunan çalışan gruplar arasında iş birliğinin ve amaç birliğinin bulunması kaçınılmazdır. Kuşkusuz ki, bir örgütte işbirliğinin sağlanması bir yandan çalışanlar arasındaki samimiyeti ve moral gücünü artırır, diğer yandan da verimliliği geniş ölçüde etkiler. Hocalarımız, biz asistanlar ve diğer personelimiz arasında bu samimiyet ve koordinasyon hep vardı. Bunun en önemli önderi de sayın başkanım Dr.BENLİ idi. Koordinasyonun sağlanmasında yöneticinin görevi bir orkestra şefinin durumuna benzer. İşte bu tutarlı ve istikrarlı şef başkanım sayın Dr.BENLİ idi

İyi bir yönetici, görev yaptığı bir örgüt veya kurumun amaçlarını en etkin, en verimli ve hem de başaralı bir biçimde çalıştırabilmek için; en ekonomik, en az zamanda ve en az sayıdaki nitelikli personelle gerçekleştirerek başarılı olmak zorundadır. İşte bu süreci, başkanımız Doğan BENLİ başarıyla yapmıştır.

Başarılı bir yönetici, astlarına ilham verir, çalışanlarının artan isteklerini karşılar, ve sürekli destek olur. Sayın başkanımız Dr.BENLİ her zaman her birimiz için bunu yapmıştır.

Sonuç olarak, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Toplum Hekimliği Enstitüsünde ihtisasa başladığım Temmuz 1970’den, Ekim 1984 tarihinde ayrılışıma kadar, birlikte çalıştığımız Sayın Başkanımız Prof.Dr.Doğan BENLİ’yi haddime değil ama tüm insani meziyetleri, tarafsız yöneticiliği ve objektif kararlarıyla, örnek bir karakter ve engin bir yönetim tecrübesine sahip olan ve bizleri en üst düzeyde işe teşvikte motive eden eşsiz bir lider ve bir başkan idi. Ruhu şad olsun.

 

YORUM YAZ


Lütfen doldurunuz *

Henüz yorum yapılmamış.