On-line ISSN:2147-155X

Prof Dr Necati Dedeoğlu

2 Aralık 2012, Pazar, 9:54 | Genel, İz Bırakanlar, Prof.Dr.Necati Dedeoğlu | 2.346 kez okundu | 0 yorum
Dr Birgül Piyal. Halk Sağlığında Gündem, halk sağlığı alanına katkıları olanlarla, büyüklerimizle ilgili paylaşımları derlemekle çok değerli bir birikim oluşturuyor. Hepimizi güçlendiren bu değerbilirlik nedeniyle teşekkür ederek başlamak isterim. Nusret Hoca, Nevzat Hoca ve Doğan Benli Hocalarımızla ilgili yazıları okurken, biri hakkında yazmanın önemli bir öznel boyutu olduğunu bir kez daha kavradım. Danışman Hocam Dedeoğlu […]

Dr Birgül Piyal.

Halk Sağlığında Gündem, halk sağlığı alanına katkıları olanlarla, büyüklerimizle ilgili paylaşımları derlemekle çok değerli bir birikim oluşturuyor. Hepimizi güçlendiren bu değerbilirlik nedeniyle teşekkür ederek başlamak isterim.

Nusret Hoca, Nevzat Hoca ve Doğan Benli Hocalarımızla ilgili yazıları okurken, biri hakkında yazmanın önemli bir öznel boyutu olduğunu bir kez daha kavradım.

Danışman Hocam Dedeoğlu hakkında yazacaklarım da öznel. Bu yazının sınırlılıkları içinde benim gördüklerimi, paylaştıklarımı yansıtacak.

Dedeoğlu’nu Hıfzıssıhha Okulu’nda Halk Sağlığı Uzmanlık Eğitimine başladığım 1980 yılı Haziran’ından bu yana tanıyorum. Genç arkadaşlarımız bilmiyor olabilirler, Hıfzıssıhha Okulu 12 Eylül döneminde “faaliyetleri durdurulup” eğitim-öğretim kadrosu değişik biçimlerde dağıtılıncaya kadar Halk Sağlığı Uzmanlık Eğitimi de veren önemli bir ulusal kurumdu. Başlama yazımla yanına gittiğimden birkaç gün sonra unutul(a)maz Okul Müdürü Muzaffer (Akyol) Hoca, Akademik Kurul’un hazırladığı eğitim programı taslağını ve asistan danışmanı olarak Dedeoğlu’nun atandığına ilişkin belgeyi gönderdi.

Tarsus Amerikan Kolejli ve Hacettepe’nin ilk mezunlarından olan Dedeoğlu, Hollanda’dan yeni dönmüştü. Yalnızca İngilizce kaynaklardan ders anlatır, hazırlık olarak okumam için haftalık yine İngilizce 40-50 sayfa istatistik ya da epidemiyoloji notu verirdi. Dedeoğlu, zor beğenen, iyi anlatan, tutkulu bir eğitmendi. Ancak insanı kendisiyle çalışmaya heveslendiren bir yönü, kişiliği vardı. Programın benim açımdan oldukça yoğun ve yorucu, yine de çok keyifli ve geliştirici olduğunu iyi anımsıyorum.

O dönemde Okul’da ebelere-hemşirelere yönelik Çocuk Sağlığı ve Ana Sağlığı Kitapları hazırlanıyordu. Bir grup yabancı (alman) iletişimci de içinde olmak üzere hekim-hekim dışı ekibin sıkı bir işbirliği ve dinamizmle yürüttüğü çalışmaların lideriydi. Özellikle parasal kaynakların etkili kullanımı açısından ne kadar titiz davrandığına çok tanık olduk.

Hıfzıssıhha Okulu gibi bir kurumda, klasik bürokratik davranış kalıplarının, giyim biçiminin bütünüyle dışında çalışırdı. Enerjik yapısı “yürümez koşar” tanımlaması ile açıklanabilir.

Yıllar sonra artık dökülmeye başladığında bile, “bu arabayı gören herkes gülümsüyor” diyerek satmaya kıyamadığı kırmızı dö şövo (deux chevaux) ’su ile yaptığımız doğa gezileri, benzin bittiği için yolda kalışlarımız, başka yazılara konu olabilecek kadar öğretici ve renkli. Hocam gerçek bir doğaseverdir. Yaşam biçimi, doğa dostu ve tüketim karşıtıdır. Tatillerinde ülkenin her yöresinde kamp kurmuştur (kurar), hafta sonlarını doğada geçirir, çevresindekileri bedensel hareketliliğe, doğaya özendirir. İyi bir gezgindir. Dağcıdır, kayakçıdır. Birlikte yaptığınız her gezi arkeoloji bilginizi geliştirir.

Bir öğretim üyesinin kütüphanesinin zenginliğinden söz edilmesi gerekli olmayabilir. Ya uçurtmaları?  Dedeoğlu’nun her yerden, her renkte uçurtmaları neyi simgeler?

Uluslararası deneyimleri, Dünya Sağlık Örgütü danışmanlıkları, Sağlık Bakanlığı deneyimi, Ankara’dan sonra Antalya Tabip Odası Başkanlığı (1990-1992) yaptığı, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanlığı (1996-2011) yaptığı, Akdeniz Üniversitesi Dağcılık Kulübü Kurucusu olduğu vurgulanacaktır. Türk Tabipleri Birliği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği adına üstlendiği görevler, depremlerde, salgınlarda, büyük içe göçlerde gündelik yaşamını sürdürüyor doğallığıyla, ama coşkuyla yürüttüğü çalışmalar aktarılacaktır.

Listeye “Erkekleri Kadınlardan Koruma Derneği” benzeri bir dernek kurma girişimi olduğu (kurduğu?) da eklenmelidir. “Aile reisi erkektir” der, hala bilemem belki de kızdırmak için söyler. Mektup yazılan, kart atılan yıllarda Eşim Bülent’in adını her zaman benimkinden önce yazdığını belirtmeliyim.

 

Sıradan olmayan birisini anlatmak kolay değil, çizgi dışı değil ama farklı, buralı ama değil, bizden ama aykırı, birini… Dört duvar arasına sıkıştırılan öğrencilerini, iş arkadaşlarını seksenlerde, eylül karanlığında, korkusuzca arayıp sorandır. Kitap ile mektup ile destekleyendir, Dedeoğlu. Birileri haksızlığa uğradığında, açık havada, karda nefes alamayandır, dayanışmadır. İnsandır, aydındır.

Sevgili Hocam Dedeoğlu, asistan danışmanım olarak atandığı 1980 yılından bu yana halk sağlığı alanında ve yaşamın ilgili pek çok alanında eğitmenim olmayı, yol göstericim olmayı, örneğim olmayı, arkadaşımız olmayı, ağabeyimiz olmayı, dostumuz olmayı sürdürdü, sürdürüyor. Anne-Babalarımızın bizler için yaptıklarının karşılığını hiçbir zaman veremediğimizi düşünürüm. Dedeoğlu için de öyle düşünüyorum.

Her şey için teşekkür ediyorum, Hocam.

Yaşamınızın bu yeni dönemi de dolu dolu, üretken geçsin. Saygılarımla,

Dr Birgül Piyal.

 

YORUM YAZ


Lütfen doldurunuz *

Henüz yorum yapılmamış.