On-line ISSN:2147-155X

Geçmişten Ders Almadık, Günümüzde İş Cinayetleri Devam Ediyor

5 Kasım 2014, Çarşamba, 9:18 | Yönetim Kurulundan | 1.073 kez okundu | 0 yorum
Geçmişten Ders Almadık, Günümüzde İş Cinayetleri Devam Ediyor Son günlerde hep aynı haberleri duyar olduk. Yine bir maden kazası ve yine yerin metrelerce altında karanlıkta, kendisinden haber alınamayan emekçi madenciler… Çok uzun zaman geçmedi; Mayıs ayında Soma’da meydana gelen, 301 madencinin hayatını kaybettiği üzücü kaza daha sıcaklığını korurken; bu kez de haber 28 Ekimde Karaman […]

Geçmişten Ders Almadık, Günümüzde İş Cinayetleri Devam Ediyor

Son günlerde hep aynı haberleri duyar olduk. Yine bir maden kazası ve yine yerin metrelerce altında karanlıkta, kendisinden haber alınamayan emekçi madenciler… Çok uzun zaman geçmedi; Mayıs ayında Soma’da meydana gelen, 301 madencinin hayatını kaybettiği üzücü kaza daha sıcaklığını korurken; bu kez de haber 28 Ekimde Karaman Ermenek’ten geldi. Karaman’ın Ermenek ilçesinde özel bir kömür maden ocağında saat 13.00 sıralarında galeriyi su basması sonucu 18 maden işçisi yer altında mahsur kaldı, işçilerimiz henüz kurtarılamadılar ve halen çalışmalar devam etmektedir.

 Ermenek’ teki vahim kazanın acısı henüz devam ederken, olaydan üç gün sonra iki maden kazası haberi daha duyduk. İlk haber Zonguldak’tan geldi; Kilimli ilçesinde özel kömür ocağında vagon çarpması sonucu bir işçinin hayatını kaybettiği bildirildi. Daha sonra ise Bartın’ın Amasra ilçesi Tarlaağzı mevkiinde özel kömür işletmesine ait bir maden ocağında galeri açma çalışması sırasında göçük meydana geldi, üç işçi göçüğün altında kaldı. Maden işçilerinden ikisi yaşamını yitirdi, biri ise yaralandı.

Yakın geçmişe, son beş yılda meydana gelen maden kazalarına bakıldığında; 2009 yılında Bursa’da 19, 2010 yılında Balıkesir’de 17, Zonguldak’ta 30, Edirne’de 3, 2013 yılında ise Zonguldak’ta 8 maden işçinin; yangın, göçük ve metan gazı… gibi nedenlerle madende meydana gelen iş kazası sonucu hayatını kaybettiğini biliyoruz.

İş kazaları önlenebilir

İş kazaları; oluşturduğu sağlık sorunları, ekonomik kayıplar gibi doğrudan ve dolaylı etkiler ile çalışanlardan başlayarak tüm toplumu olumsuz etkileyen özelliklere sahiptir. Bu anlamda, iş kazalarının önlenmesi, çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hallerinin korunmasını ve geliştirilmesini hedefleyen iş sağlığı uygulamalarının önemli ve öncelikli ilgi alanlarından birisidir. İş kazalarının tamamına yakını önlenebilir. Yaygın kabul gören bu yaklaşıma göre iş kazaları oluşumunda rol oynayan zararlı etmen ya da sorunların ortadan kaldırılması istenmeyen sonuçları da önleyecektir.

Ülkemizde ölümlü iş kazalarının görülme sıklığı gelişmiş ülkelere göre oldukça yüksektir. Ölümle sonuçlanan iş kazaların ortaya çıkması çalışanların sağlık ve güvenliklerini korumaya yönelik politika ve eylem programlarının oluşturulamadığını ya da bu politika ve eylem programlarının işletilemediğini gösteren ölçütlerden biridir. Bir başka deyişle bu durum, devletin yasa oluşturma ve denetleme işlevlerinin yerine getirilemediğini gösterir. Madencilik gibi ağır ve tehlikeli (yeni sınıflama ile çok tehlikeli) işlerin her noktasında taşeronlaşmanın yer alması, devletin küçülmesi, özelleştirmeler ve bu süreçten kamu denetim sisteminin de etkilenmesi gibi çalışma yaşamının yapısını değiştiren çeşitli araç, yöntem ve politikalar devletin temel görevleri arasında yer alan “çalışanların sağlığı ve güvenliğinin korunmasını” engellemektedir.

Riskli bir çalışma alanı olduğu öteden beri bilinen ve köklü bir işkolu olan madencilik sektöründe çalışanların sağlığını ve güvenliğini koruyacak son derece etkin mühendislik önlemleri geliştirilmiştir. Önlemler, yasal düzenlemelerde de açıkça yer bulmaktadır. Bilinen, önlemleri geliştirilmiş ve yasalarla düzenlenmiş tehlikeler nedeniyle insanlarımızı yitirmemiz kader değil “kıyımdır”.

Değerlendirmeler yapılırken, işverenlerin tehlikeler karşısındaki yetersiz, duyarsız belki de bilgisiz tutumunun yanı sıra kamu sorumluluğu da açıkça ele alınmalıdır. Devletin ilgili organlarının, daha önce de insanlarımızı yitirmemize neden olan sorunun üzerine yeterli duyarlılık, kararlılık ve doğru stratejik yaklaşımla gitmedikleri açıktır. Tıpkı taşeronun yol açtığı sorunlardan ana işverenin sorumlu olduğu gibi devlet de iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan sorunlardan en genel anlamda sorumludur. Bu sorumluluk çalışanların sağlık ve güvenliğinin sağlanabilmesi ve sürdürülebilmesi için çalışanları koruyacak yasal düzenlemelerin oluşturmasını ve bunlara uyumun denetlemesini içerir. Ülkemizde her alanda ve bütün çalışanların sağlıklarının ve güvenliklerinin korunmaları için yaşanan olumsuzluklar açık yüreklilikle, nesnel ölçüt ve yöntemler kullanılarak ve şeffaf bir anlayışla irdelenmeli ve sonuçlar kamuoyu ile paylaşılmalıdır. İş Sağlığı ve Güvenliği-İSG, tüm işletmelerin birincil önceliği olmalıdır. İşletme sahipleri ve yöneticiler bu bakış açısı ile üzerlerine düşen sorumluluğu eksiksiz bir biçimde yerine getirmelidir. İş kazalarının gerçek nedenleri, alınmayan önlemler ve yapılmayan iyileştirmelerdir. Bir kez daha anımsanmalıdır ki, iş kazaları da, iş kazalarına bağlı ölümler ve yaralanmalar da kader değildir, olmamalıdır…

Bundan önce olduğu gibi geçersiz gerekçelerin arkasına sığınılmadan gerçek sorumlular belirlenmeli ve hukuki yönden cezalandırılmalıdır. İş kazalarına bağlı ölümlerin ülkemizde artarak sürmesinin önüne geçmek, sorumluluğun her kaza sonrasında sadece kim veya kimlerde olduğuna bakılması ile mümkün değildir. Sorumluluk temel olarak işverenlerde olmakla birlikte genel olarak; devlette, işverende, çalışanda ve toplumda olmak üzere hepimizdedir…

Kazada yaşamını yitiren tüm maden emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyor, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 3 Kasım 2014

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu (HASUDER)

YORUM YAZ


Lütfen doldurunuz *

Henüz yorum yapılmamış.