On-line ISSN:2147-155X

Prof.Dr.Orhan Demirhindi’yi kaybettik

12 Ocak 2015, Pazartesi, 11:12 | Taslak | 1.876 kez okundu | 0 yorum
8 Ocak 2015 Tarabya Prof. Dr. Orhan  DEMİRHİNDİ Hocamın ardından… Orhan hocamı 1968-69 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Tropikal Hastalıklar ve Parazitoloji Kürsüsünde asistanlığım döneminde tanıdım. O tarihlerde kürsümüz Hijyen Kürsüsü ile yan yana şimdi İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü olarak kullanılan Beyazıt’taki Merkez binanın ikinci katındaydı. Hijyen Kürsüsünde çalışanları tanımıyordum ama tanıdığım tek kişi […]

8 Ocak 2015

Tarabya

Prof. Dr. Orhan  DEMİRHİNDİ Hocamın ardından…

Orhan hocamı 1968-69 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Tropikal Hastalıklar ve Parazitoloji Kürsüsünde asistanlığım döneminde tanıdım. O tarihlerde kürsümüz Hijyen Kürsüsü ile yan yana şimdi İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü olarak kullanılan Beyazıt’taki Merkez binanın ikinci katındaydı.

Hijyen Kürsüsünde çalışanları tanımıyordum ama tanıdığım tek kişi vardı o da Uz. Dr. Orhan DEMİRHİNDİ idi. Çünkü her ikimiz de mutemettik. Her ayın ilk günü hocalarımızın maaşlarını maaş bürosundan alır hocalarımıza dağıtırdık. Mutemetlerin görevlerinden biri de buydu.

Maaş zarflarını almak için sırada beklerken Orhan hocam büroya gelirse odanın havası hemen yumuşar, büro şefi Adnan Bey’in yüzü hemen gülerdi.

Orhan hoca giysilerinde yeşilin bir beyefendiye yakışır en zarif tonunu seçmesini bilir, aksesuar olarak şık bir yelek giymeyi severdi. Bu özelliklerinden yaşamı boyunca sanırım hiç vazgeçmedi.

1972 yılında Mikrobiyoloji Uzmanı olduktan sonra Kürsü Çapa Yerleşkesine taşınmış Beyazıt’taki o muhteşem binasından ayrılmıştı. Ben ise doktora yapmak istiyordum. Prof. Dr. Enver Tali ÇETİN hocamın laboratuvarında çalışma isteğini iki kez reddedip Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Kürsüsüne başvurdum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Kürsüsü ile İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Kürsüleri arasında derin bir ekol farkı olması nedeniyle Cerrahpaşa Mikrobiyoloji Kürsüsünde doktora yapmayı hiç düşünmedim.

Doç. Dr. Orhan DEMİRHİNDİ yani kürsü başkanı olan hocam bu isteğimi olumlu karşıladı. Kürsüde benden önce çalışmaya başlamış bir başka uzmanımızın olduğunu ve onun öğrenci pratiklerine girdiğini söyledi. Uz. Dr. Mehmet Ali DALSAL pratikleri tek başına yürütmeyi istemişti. Oysa ben altı yıl öğrenci pratiklerine girmiştim.

Ben derslere giriyordum ve dikkatli not tutuyordum.

Orhan hoca tam bir Halk Sağlığı hocasıydı.

Son derece zekiydi. Derse girmeden kutsal kitaplarımızdan biri olan HOBSON okur, kitabı kapatır, derse girer, öğrencilere dersi derste öğretirdi. Bugün düşündüğümde hocamı felsefi düşünceleri olan bir eğitmen olarak tarif edebilirim.

Bu arada doktora çalışmalarıma başlamıştım. ’’İnsülinin IgD Husule Getiren Sistem Üzerinde Muhtemel Etkileri’’ adlı İmmünolojik bir tezi geliştiriyordum. Dersler, deneyler, hasta peşinde koşmalar, istatistiksel değerlendirmeler nihayet bitti. Orhan Hocam bir gün doktoramın sınav gününü belirlememizi istedi. Sonbahardı ve sınava jüri olacak olan hocalara ortak bir gün belirlenemiyordu. O gün çok üzülmüştüm. Çünkü Orhan hocam benim için çırpınıyor ve sıkıntı içinde elinden telefon düşmüyordu. Ben koridora bekliyordum. Sonunda odasından yorgun bir şekilde çıkıp ’’Ayşe Hanım 9 Eylül’de sınava giriyorsun, hocalar o gün müsait. 9 Eylül İzmir’in kurtuluşu, umarım senin de kurtuluşun olur’’ dedi.

Daha sonraları bu tarih benim için unutulmaz oldu. Sınavdan sonra 1-2 gün evrakların imzaları için uğraştım ve 11 Eylülde ERZİNCAN’a birkaç günlük tatile gitmek için ailece yola çıktık. Yorgun bir günün ardından vardığımız ERZİNCAN’da gece yarısından sonra korku ile uyandık. Tarih 12 Eylül 1980 idi.

                                       “Prof. Dr. Orhan DEMİRHİNDİ başkanlığında yapılan bir seminer sonrasın Ana Bilim Dalı görevlileri”

***

      Doçentlik için çalışmaya hemen başladım. Mikrobiyoloji Uzmanlığımın üzerinden sekiz yıl geçmişti. 1988’de Mikrobiyoloji Doçenti oldum. Orhan Hocam Halk Sağlığı konusunda Doçent olmadığım için biraz buruktu sanırım. Bunu hiç konuşmadık. Belki de bana öyle gelmiştir.  Mikrobiyoloji Bilim Dalındaki ilerlemeleri kongreler, aylık mikrobiyoloji toplantılarına bazen de yeni bilgi aktarımı olacağı derslere katılarak kendimi geliştirmeye çalışıyordum.

Daha sonraları 1988 de, ilki ANTALYA’da Prof. Dr. Nusret FİŞEK Hoca başkanlığında olan ve sonra dallanıp büyüyen bir çınar ağacı gibi gelişen Halk Sağlığı Kongreleri de benim çok sevdiğim ilgi alanım olmuş ve katılmakla mutlu olmuşumdur.

***

   1985-1986 yılları arasında görevli olarak ailemle gittiğim Amerika Birleşik Devletleri, Illinois Üniversitesinde Hocam Prof. Dr. Orhan DEMİRHİNDİ’den bir mektup geldi. Hocam ailemin ve benim hatırımı soruyor ve çok çalıştığıma inandığını yazıyordu. Ben bu mektubu sıradan bir nezaket mektubu olarak algılamıştım. Ama işin aslı başkaydı. 1986’nın Şubat ayında Türkiye’de babam yaşamını yitirmiş, eşimin ricasıyla kimse bana bildirmemişti. Çünkü ben inanılmaz bir heyecan ve zevkle yaşıyordum. Olanaklar o kadar çoktu ki, moleküler biyolojide tanı yöntemleri konusunda sayılı isimlerden biri olan hocamla deneyden deneye geçiyor bir kurstan öbür kursa koşuyor ve daha sonra TÜRKİYE’ye döndüğümde Profesörlük takdim tezi olarak yapacağım insanda Babesiyoz serolojisi çalışmalarımın temelini oluşturuyordum. Bu çalışma TÜRKİYE’de bir ilk olacak ve Prof. Dr. Ekrem Kadri UNAT hocam bana Mrs. Babesiya diyecekti. Lüzumsuz harcanacak zamanım yoktu. Türkiye’ye dönüşümde Orhan hocamın mektup yazmayı hiç sevmediğini Prof. Dr. Hilmi ERGİNÖZ hocamdan öğrendim. Orhan hocam babamın ölümünü duyunca bana bir büyüğümün daha olduğunu hissettirmek için o mektubu yazmıştı. Babam Orhan hocamı çok severdi. Tabii ki bu sevgi benim Orhan hocam hakkındaki düşüncelerimi babamla olan sohbetlerimizde tüm kürsü elemanlarının onu nasıl sevdiğini, hocamın onlara akademik kariyerde nasıl yol açtığını ve bunun için nasıl ödünsüz çırpındığını hep anlatışımdandır. Hoşgörü ve mütevaziliğini nasıl bir zarafetle gizlediğini babam da bilir hocama karşı sevgi ve saygı duyardı.

Bu ince iletişimi Orhan hocam da bilir o da babamı severdi. Babamın ölümü sırasında benim yurtdışında oluşum nedeniyle olay hocam kötü etkilemiş olmalı ki ömründe yazdığı nadir mektuplardan birini de bana yazmıştı. Tabii ki ben TÜRKİYE’de ki büyük acımdan habersiz üç ay daha yaşadım. Üç ayın sonunda Üniversite bana devamlı statüde iş teklifi yaptılar. Aynı günün akşamı eşim babamın üç ay önce yaşamını yitirdiğini ama çalışmalarıma engel olur korkusuyla hiç kimsenin söylemediğini anlattı. Dünyam yıkılmıştı. Hemen yurda dönmek istedim. Olan olmuştu ama ben bu travmayı atlatamıyordum. Yurda döndüm.

Orhan hocam beni çok iyi tanımıştı. Çok çalışarak bu travmayı atlatacağımı biliyordu. O günlerde de çok zeki ve akıllıca davranarak bana bir Yardımcı Doçent kadrosu buldu. Öğrenci derslerine 1986’nın sonbaharında başladım. Anabilim Dalımız staj programı uyguluyordu. Bir yıllık eğitim müfredatında 12 gruba bir buçuk hafta her gün ikişer saatten ben, bir buçuk hafta Hilmi hocam derslere giriyorduk.  Ayrıca bir staj programı da kurucusu olan Prof. Dr. Uğur DERMAN hocamın isteği ile İngilizce grubuna da derse giriyordum. Bu çalışmalarım, tüm yıl boyunca yaklaşık 200 saate yakın oluyordu. Bu program yıllarca devam etti. Ben ise bu yoğunluktan çok memnundum, acım hafiflemişti.

***

                                   “Anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Orhan DEMİRHİNDİ’nin doğum günü kutlaması”

Anabilim Dalımızda Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerimin tüm araştırma ve deneylerinde Anabilim Dalımıza kurduğum Mikrobiyoloji Laboratuvarımızda kullanılacak malzeme ve madde alımı için Orhan hocam dekanlığımıza istek yapmaktan hiç çekinmemiş ve beni hep desteklemiştir.

Ortak yaptığımız çalışmaları dikkatle değerlendirir bazen bir cümle için saatlerce düşünür, en uygun anlatımı seçerdi.

***

    Orhan hocamın emekliliğinden sonra Prof. Dr. Hilmi ERGİNÖZ Anabilim Dalı başkanımız oldu. Hilmi hocam da Orhan hocamın çizgisinde üç yıl başkanlık yaptı. Emekli oldu. Ben başkan seçildim. Orhan hocamın masasını devraldım. Masa sorumluluktu. Birlikte çalıştığım kişilerin yukarıya karşı, kürsüye karşı hatta kendilerine karşı sorumluluğuydu. Bunu böyle algılayarak her başkan gibi ben de bu masa sorumluluğunun zorluğunu da mutluluğunu da yaşadım. Bu on yedi yıl gibi uzun bir süreci kapsadı.

Ama 28.02.2013 tarihinde emekli olduğumda İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültelerinde eğitime hizmet vererek geçirdiğim kırk altı yıl bana gurur veriyordu. 1967 İstanbul Tıp Fakültesi Tropikal Hastalıklar ve Parazitoloji Kürsüsünde çok değerli hocalarım Prof. Dr. Ömer ÖZEK, Prof. Dr. Enver Tali ÇETİN, Prof. Dr. Özdem ANĞ, Prof. Dr. Kurtuluş TÖRECİ, Prof. Dr. Ömer KASIMOĞLU, Prof. Dr. Ergene BÜGET’in değerli katkılarıyla başlayan eğitimimde ilk altı yıl muayene maddelerindeki patojenlerin tanısına çalışarak hastalara götürdüğümüz hizmet ve ilk günden başlayarak binlerce hekimin yetişmesinde bilimsel katkım olabileceğini düşünerek çok mutluydum.

Orhan Hocam benim halka, özellikle orta ve lise öğrencilerine vermek istediğim Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma Prensipleri altındaki konferanslarıma hep destek olmuş ve yardımlarını esirgememişti. Çünkü o gerçek bir Halk Sağlıkçısıydı. Halkı bilgilendirmek her Halk Sağlığı Bilimi ile uğraşanın görevi olmalı düşüncesindeydi. Kendisi de bu konuda hep gönüllü olmuştur. Bugün Tıp Camiasından Orhan hocamı tanıyan kime sorsanız onun ne kadar iyi bir insan olduğunu size söyleyecektir. Akademik kariyerimdeki özgüvenimi kazanmamada Orhan hocamın katkısı çok büyüktür. Eğer 1973 yılında doğduğum toprak olan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bahçesinden geçip Koruyucu Hekimlik ve Halk Sağlığı Kürsüsünün kapısını ’’Doktora yapmak istiyorum’’ diye çaldığımda Orhan hocam bana kürsünün kapısını açmasaydı, mesleki yaşamımda bu kadar mutlu olabilir miydim? Bilemiyorum.

Çok değerli Orhan hocam aydındı, aydınlığı severdi. Işıklar içinde uyusun. Tanrı rahmet eylesin.

Prof. Dr. Ayşe KAYPMAZ

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Halk Sağlığı Anabilim Dalı önceki Başkanlarından

 


Galerideki Resimler

Anahtar Kelimeler:

YORUM YAZ


Lütfen doldurunuz *

Henüz yorum yapılmamış.